Umuyoruz ki ülkemiz ve dünya Korona virüs salgınında düşüş dönemine girdi.  Ben buna Korona sonrasına geçiş dönemi diyorum. Çok cephede uğraşmamız gerekecek bir ara dönem. Toplumsal bir seferberlik bizi bekliyor.

Etkin kamu ve yerel yönetim politikalarının yanı sıra, STK ve fon sağlayan kuruluşların da bu seferberlikte önemli rolleri olmalı. Kamu, yerel yönetim ve STK koordinasyonunun etkinliği başarılı bir süreç yönetiminin anahtarıdır. Hayat bütün karar vericiler gibi sivil toplum eko-sistemini de davranış değişikliklerine zorluyor:

  1. Hızlı davranabilmek (sense of urgency): Uzun planlamalar ve bol bol tartışmalardan çok, minimum bürokrasi ile karar alıp aksiyona hızlı geçebilmeliyiz. Daha az toplantı daha çok iş.
  2. Esnek olabilmek: Birçok fon ve STK’nın, tıpkı kamu gibi uzun vadeli planlara bağlı olarak çalıştığını biliyoruz. Şimdi ise belki dünyanın gördüğü en sorunlu dönemdeyiz. Planları değiştirebilecek, yeni sorunları adresleyebilecek kadar esnek olabilmeliyiz.
  3. Uyarlamak: Çalışma biçimimizi, yöntemlerimizi yeni döneme uyarlayabilmeliyiz. Sosyal destek programları yeni koşullarda sürdürülebilir olmalı.

Korona sonrasına geçiş ara dönemi için iki ana alanın ustalıkla detaylandırılması gerekecektir. Başta istihdam, ekonomik aktivitelerin ana kaynağı olan KOBİ’lerin ve kooperatiflerin desteklenmesi ile dijital vatandaşlığın yaygınlaştırılıp derinleştirilmesi.

KOBİ’ler için bir çırpıda şunları sayabiliriz:

İşe dönüş hibeleri, satış geliştirme eğitimleri, dijital satışa yönelik altyapı kurulması için eğitim ve uygulama destekleri, sosyal medyada reklam uygulama destekleri, tedarik zinciri içindeki iş kontratlarının teşvik edilmesi, talep yaratmaya yönelik tüketici toplulukları oluşturma ve farkındalık yaratma çalışmaları, satış hijyeni geliştirmeye yönelik destekler.

Bütün bu desteklerin hedefi işleri aktivize etmektir. Daha az eğitim daha çok aksiyon aşamasındayız.

Dijital vatandaşlığın yaygınlaşması ve derinleşmesi için internet erişim destekleri, cihaz destekleri, okuryazarlık düzeyini aşan dijital kullanım becerilerinin gelişmesi gibi birçok katkıya ihtiyaç vardır. Yerel yönetim, vatandaş ve işletmeler arasındaki ilişkilerin “interaktif” olarak dijital ortama taşınması ve yapay zeka algoritmaları ile desteklenmesi, bunlara yönelik veri tabanları inşasını da bu sürecin bir parçası olarak görmeliyiz.

Korona sonrasına geçiş dönemindeki çalışmalarımız, tahribat düzeyini beklenenden çok daha aza indirebilir.